İçeriğe geç

Işığın formülü nedir ?

Işığın Formülü Nedir? Bir Akşam Kayseri’de Kendimi Ararken Bunu Düşündüm

Kayseri’de yaşayan biriyseniz akşamın sessizliğini bilirsiniz. Özellikle sonbaharda… Hava erkenden kararır, sokak lambaları bir anda bütün şehri sarı bir yalnızlığın içine bırakır. O ışığın altında yürürken insan ister istemez kendi hayatını düşünüyor. Ben de o akşam tam olarak bunu yapıyordum.

Telefonumun ekranı çatlamıştı. Kulaklığımın teki çalışmıyordu. Üstelik bütün gün beklediğim mesaj da gelmemişti.

Bazen insanın canını büyük şeyler değil, küçük eksiklikler acıtıyor.

Cumhuriyet Meydanı’ndan yürüyüp Düvenönü tarafına doğru giderken kafamın içinde tek bir soru dönüyordu:

“Işığın formülü nedir?”

Komik geliyor olabilir ama gerçekten bunu düşünüyordum. Fizik dersindeki gibi değil sadece… Daha başka bir anlamıyla. İnsan neden bazı günler karanlığın içine gömülüyor da bazı günler küçücük bir şey bile içini aydınlatıyor?

Belki ışığın formülü umuttu.

Belki sevildiğini hissetmekti.

Belki de birinin “nasılsın” derken gerçekten merak etmesiydi.

Her Şey Bir Kafede Başladı

O gün sabahtan beri moralim bozuktu. Üniversiteden mezun olalı iki yıl olmuştu ama hâlâ tam olarak ne yaptığımı bilmiyordum. İnsan 25 yaşına gelince hayatın netleşeceğini sanıyor. Ama bende tam tersi oldu.

Sanki büyüdükçe her şey daha da bulanıklaştı.

Kayseri Park’ın yakınındaki küçük bir kafeye oturdum. Cam kenarını özellikle seçtim çünkü dışarıyı izlemeyi seviyorum. İnsanları izlemek bazen kendi kafamın içinden kaçmamı sağlıyor.

Kahve söyledim.

Masaya günlük defterimi koydum.

Evet, hâlâ günlük tutuyorum. Çocukça bulanlar oluyor ama umurumda değil. Çünkü bazı geceler insan sadece yazarak ayakta kalabiliyor.

Defterin ilk sayfasına şunu yazdım:

“Bugün içimde hiç ışık yok.”

Bunu yazınca garip şekilde gözlerim doldu. Çünkü ilk kez gerçekten tükenmiş hissettim. Sanki herkes bir yerlere yetişiyordu da ben geride kalıyordum.

Yan masada oturan yaşlı bir adam dikkatimi çekti. Elindeki kitabı kapattı, bana baktı ve gülümsedi.

“Gençler neden bu kadar üzgün artık?” dedi.

Bir yabancının bunu sorması tuhaftı ama nedense içimi dökmek istedim.

“Galiba ne istediğimizi bilmiyoruz,” dedim.

Başını salladı.

Sonra camdan dışarı baktı ve şunu söyledi:

“Işığın formülü karanlığı tamamen yok etmek değildir evlat. Karanlığın içinde yönünü bulabilmektir.”

Hayatım boyunca duyduğum en basit ama en ağır cümlelerden biriydi bu.

O Akşam Eve Dönerken İçimde Bir Şey Değişti

Kayseri’nin soğuğu insanın yüzüne sert vurur. Özellikle gece olunca. Eve yürürken ellerim cebimdeydi ama kafam karmakarışıktı.

Adamın söylediği cümleyi durmadan düşündüm.

Ben hep mutlu olunca güçlü olduğumu sanıyordum. Oysa belki de insan üzgünken de yürüyebiliyorsa güçlüydü.

Apartmanın önüne geldiğimde yukarı baktım. Bizim mutfağın ışığı yanıyordu. Annem evdeydi demek ki.

Bazen bir evin ışığı bile insanı hayata bağlıyor.

Kapıyı açınca mutfaktan yemek kokusu geldi. Annem her zamanki gibi telaşlıydı.

“Üşüdün mü?” diye sordu hemen.

İnsan annesinin sesini duyunca neden çocuk gibi hissediyor bilmiyorum.

“Biraz,” dedim.

Masaya oturdum. Çorba içtim. Günlük şeylerden konuştuk. Ama içimde başka bir şey oluyordu. Sanki uzun zamandır ilk kez gerçekten bir yerde ait hissediyordum.

Belki ışığın formülü buydu işte.

Kendini bir yere ait hissedebilmek.

Bazı İnsanlar Hayatımıza Işık Gibi Giriyor

O gece eski fotoğraflara baktım.

Telefon galerisinde saatlerce gezindim. Üniversiteden arkadaşlarım, eski sevgilim, saçma videolar, yarım kalmış anılar…

Bir fotoğrafta uzun uzun kaldım.

Erciyes’e çıktığımız bir gündü.

Hava buz gibiydi ama hepimiz kahkahadan kırılıyorduk. Fotoğrafta ben gerçekten mutluydum. O halime baktım ve içim acıdı.

Çünkü artık o kadar kolay gülemiyordum.

Bazı insanlar hayatınızdan çıkınca sadece onlar gitmiyor. Sizin bir parçanızı da götürüyorlar.

Eski sevgilimle ayrılalı aylar olmuştu ama etkisi hâlâ içimdeydi. İnsan birine alışınca yokluğu fiziksel bir ağrı gibi oluyor.

Mesajlarımızı okumadım.

Cesaret edemedim.

Sadece tavana baktım ve düşündüm:

“Bir insan başka bir insanın ışığı olabilir mi?”

Bence olabilir.

Ama tehlikeli olan şu… Eğer bütün ışığını tek bir insana bağlarsan, o gidince tamamen karanlıkta kalıyorsun.

Bunu geç öğrendim.

Gece 03.17’de Yazdığım Günlük Sayfası

Uyuyamadım.

Masamın lambasını açtım. Dışarı tamamen sessizdi. Kayseri geceleri bazen ürkütücü kadar sakin oluyor.

Defteri önüme çektim.

Ve şunları yazdım:

“Bugün ilk kez şunu fark ettim. Ben mutlu olmayı değil, kusursuz olmayı beklemişim. Hayatın hep tamamlanmasını istemişim. Ama belki ışığın formülü eksik kalmayı kabul etmektir.”

Bu cümleyi yazınca uzun süre durdum.

Çünkü gerçekten yorulmuştum.

Sürekli güçlü görünmekten…

Her şeyi çözmüş gibi davranmaktan…

“İyiyim” demekten…

İnsan bazen sadece sarılmak istiyor.

Bunu yüksek sesle söylemek bile utanılacak bir şey gibi geliyor ama gerçek bu.

Sabahın İlk Işığıyla Gelen His

Sabaha karşı uyuyakalmışım.

Perdeden sızan güneş yüzüme vurunca uyandım. O an birkaç saniyeliğine hiçbir şeyi düşünmedim. Ne geleceği ne kaygıları ne yalnızlığı…

Sadece ışığı izledim.

Toz parçaları havada süzülüyordu. O kadar sakin bir görüntüydü ki içim garip şekilde huzurla doldu.

Sonra istemsizce gülümsedim.

Belki de uzun zamandır ilk kez gerçekten gülümsedim.

İşte o an kendi cevabımı buldum.

Işığın formülü mükemmel bir hayat değildi.

Hiç kırılmamak değildi.

Hiç ağlamamak hiç kaybetmemek değildi.

Işığın formülü, insanın bütün karanlığına rağmen içinde küçücük de olsa yaşam isteği taşımasıydı.

Bir kahve içmek istemesi.

Bir arkadaşını özlemesi.

Yeni bir şarkıya bağlanması.

Annesinin yaptığı çorbayı sevmesi.

Bir gün her şey düzelir mi diye düşünmesi…

Çünkü umut çok küçük bir şey aslında.

Ama insanı hayatta tutuyor.

Kayseri Sokaklarında Yürürken Kendime Verdiğim Söz

O gün tekrar dışarı çıktım.

Hava soğuktu ama bu kez farklı hissediyordum. Aynı sokaklar, aynı insanlar, aynı gri binalar… Ama içimde hafif bir değişim vardı.

Dünyanın bir anda güzelleştiği falan yoktu.

Hâlâ kaygılarım vardı.

Hâlâ geleceği düşününce korkuyordum.

Ama artık tamamen karanlıkta hissetmiyordum.

Kendi kendime bir söz verdim:

Ne olursa olsun içimdeki ışığı tamamen söndürmeyeceğim.

Çünkü hayat bazen insanı çok yoruyor. Gerçekten yoruyor. Ama yine de bazı akşamlar gökyüzü güzel oluyor. Bazı şarkılar kalbe dokunuyor. Bazı insanlar iyi ki var dedirtiyor.

Ve galiba insan bunun için yaşamaya devam ediyor.

Şimdi bu satırları yine aynı kafede yazıyorum. Camın dışında insanlar geçiyor. Kahvem soğumuş. Telefonum hâlâ çatlak.

Ama içimde dün olmayan küçük bir umut var.

Belki ışığın formülü tam olarak budur.

Kusurlu bir hayatın içinde yine de ışığı aramaya devam etmek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!